Dua
islam Ansiklopedisi sitesinden
Dua, davet kelimesi ile aynı kökten gelir ve çağırmak istemek ve yardım dilemek anlamına gelir. Dua her kul için geçerli olan, insanın Rabbi ile arasında vasıtasız gerçekleştirdiği bir konuşmadır.
Dua etmek, dua edilen mercii yüce bir varık olarak kabul etmeyi gösterir. Bu nedenle sadece Allah’a yapılır. Dua acizliğin, yani kulluğun itirafı olduğu ve Allah’ı tek yaratıcı bilmenin göstergesi olduğu için kulluğun ve ibadetin özüdür. Dua ederek Rabbini anan kimseyi Cenab-ı Hak ta anar (Bakara Suresi 152)
Dua, bir ibadettir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyorlar: “Dua ibadetin ta kendisidir.” (Ebû Davud, Tirmizi) Bu açıdan dua ederken, sanki namaz kılıyor gibi tam bir konsantre ile kendimizi vererek dua etmeliyiz. Zaten şu ayet de bu duruma işaret etmektedir: “ Tazarrû ve bin niyaz ile, yalvararak, kendinizi vererek, gizlice Rabbinize dua edin.” (Araf, 55) Diğer Hadislerinde Efendimiz şöyle buyururlar: “Dua ibadetin özüdür.” (Tirmizi) “ Aziz ve Celil olan Allah katında duadan daha değerli bir şey yoktur.” (Tirmizi, İbni Mace, Hakim) “Allah’ın rahmetinden isteyiniz. Çünkü Allah, kendisinden istenmesini sever.” (Tirmizi) “Kendisine dua etmeyen kula Allah kızar.”
Bediüzzaman’ın ifadesiyle dua bir ubudiyettir (kulluktur) .Ubûdiyetin neticesi ise uhrevîdir. Yani duanın neticesi büyük oranda ahirette görülür. Onun için insan neden duam kabul olmuyor dememeli. Her duaya cevap verilir. Allah Kur’an’da şöyle buyurur: “ Kullarım Beni Senden soracak olurlarsa bilsinler ki, ben onlara pek yakınım. Bana dua edince dualarına cevap veririm. Öyleyse onlar da, davetime icabet edip, bana hakkıyla inansınlar ki, doğru yolda yürüyüp selamete ersinler.” (Bakara, 186)
Fakat, cevap vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır.Allah her duaya cevap verir ama her duayı aynısıyla kabul etmeyebilir. O duaya değişik hikmetlerden dolayı değişik şekillerde cevap verebilir. Mesela, insan dünyalık bir şey ister. Allah da bilir ki o dünyalığı verse, o kul azacak, Rabbini tanımaz hale gelecek. Onun hakkında Allah hayır murad eder, o dünyalık yerine ahirette daha başka mükafatlar hazırlar. Öyleyse duanın neticesi konusunda acele etmemek lazım. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: “ Herhangi birinizin duası acele etmemek şartıyla kabul edilir. Aceleci kimse ise, ‘Rabbime dua ettim de kabul etmedi’ der.” (Buhari-Müslim)
Yine Bediüzzaman’ın teşbihi içerisinde; bir hasta doktordan ilaç istese, doktor da hastanın durumuna göre ilacı değişik dozda verse ya da hiç vermese hasta itiraz edebilir mi? Etse ne kadar mantıksız olduğu aşıkardır. İşte biz de birer hasta durumundayız. Herşeyimizi Allah’tan istiyoruz. Bize bizden daha yakın olan, içimizden geçenleri bilen, geçmişimize geleceğimize hükmeden Allah ise, bizim durumumuza göre karşılık veriyor. Dua, bizim Rabbimiz katındaki yerimizi belirler. Ayette buyuruluyor ki, “ Duanız yoksa Rabbim sizi ne yapsın, ne ehemmiyetiniz var ki?!” (Furkan, 77)
Duada esas olan, kulun Allah’a muhtac olduğunu, O’ndan başka çaresi olmadığını bilmesidir. Zaten en çok kabule şayan olan da bu tür dualardır. Yani muztar bir durumda, adeta denizin ortasında kalmış da herşeyin bittiği anda Allah’a yalvarıyor gibi yalvarmak duaların en makbuludur. Allah bu hakikatı Kur’an’da şöyle ifade ediyor. “ Büsbütün çaresiz kalıp kendisine yalvaranların duasına icabet eden, sıkıntıları gideren kimdir?” (Neml, 62)
Konu başlıkları |
[değiştir] Duanın Çeşitleri
Dört çeşit dua vardır.
- İstidat ve kabiliyet diliyle dua: Bitkilerin ve hayvanların duaları böyledir. Mesela bir tohum, Allah’tan gelişip bir ağaç olmayı, meyve vermeyi, her safhasında Allah’ın isimlerine mazhar olmayı arzu eder. Allah da onun bu isteğini bilir ve imkan verir.
- Fıtrî ihtiyaç diliyle dua. Her canlı bu şekilde dua eder. Kendi iktidarları dairesinde olmayan, ellerinin yetişemediği ihtiyaçlarını bu duayla isterler.
- Iztırar diliyle yapılan dua. Yani sebeplerin büsbütün kesildiği, ümidin bittiği yerde, adeta okyanusun ortasında bir tahtaya yapışıp kalan insanın yaptığı gibi yapılan dua Bu üç duanın kabul edilmesi bir mani olmazsa katîdir. Bu durum bize bir şey anlatır. Yani bizbde kabiliyetlerimizi işleterek, ihtiyaçlarımızı hal diliyle ortaya koyarak ve ıztırar sahibi olarak, ayetin ifadesiyle yalvara yakara, içten dua edersek büyük ihtimalle kabul olur.
- Biz insanların duasıdır. Bu da ikiye ayrılır.
- 1. Fiilî, yani çalışarak yapılan dua. Bir öğrencinin imtihan için, bir işçinin rızkını kazanmak için çalışması gibi.
- 2. Kavli, yani dil ile yapılan dua. Çalışan öğrenci ve işçinin çalıştıktan sonra ellerini açıp yaptığı dua gibi.
Buradan da anlaşılıyor ki, kainatta her şey kendi diliyle Allah’a dua ediyor. Kainattan Allah’a toptan dualar yükseliyor. Zaten şu ayette de buna işaret buyuruluyor: “ Her şey Allah’ı övgü ile tesbih eder. Ancak siz onların tesbihlerini anlayamazsınız.”(İsra, 44) Yapılan tesbihler aynı zamanda birer duadır.
[değiştir] Dua Nasıl Olmalı?
- Duaya tesbih ve hamd ile başlamalı.
- Tevbe istiğfar etmeli.
- Duanın başında ve sonunda salavat getirmeli. Çünkü yapılan salavatlar Efendimiz’e yapılan dualar olduğu için Allah onları kabul etmektedir. Kabul edilen iki dua arasındaki duaların da kabul edilmesi ümid edilir. Efendimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu haber verilir: “ Allah’tan bir şey istediğinizde bana salavat getirin. Çünkü Allah, kendisinden iki şey istendiğinde birisini kabul edip diğerini geri çevirmeyecek kadar kerem sahibidir.” (Ebû Talib Mekkî rivayet eder)
- Duanın, katıksız, şartsız olması gerekir. Yani sırf Allah rızası için dua etmeli. Bunun bizim dilimize yerleşmiş hali “Hayırlısı Allah’tan” şeklindedir.
- Ayet ve Hadislerde geçen dualarla dua etmeli. Çünkü en güzel dualar onlardır.
- Duaya kesin olarak inanmalı. Yani herşeye gücü yeten, herşeyin sahibi olan birinin huzurunda olduğunu bilmeli. Ona göre de Allah’tan büyük istemeli, himmetleri yüksek tutmalı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyorlar: “ Biriniz dua ettiğinde büyük ümitler besleyip isteğini büyük tutsun.Çünkü Allah’a göre hiçbir şey büyük değildir.” (İbni Hibban) “Kabul edileceğine kesin inanarak Allah’a dua edin. Biliniz ki, Allah gaflet içindeki bir gönülden yapılan duayı kabul etmez.” (Tirmizi, Hakim)
- Duada ısrar edilmeli.
- Özellikle gecenin son bölümünde ve farz namazların arkasından dua etmeli. Hangi duanın daha çok kabul olma ihtimali olduğunu soran sahabeye Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem “ Gecenin son bölümünde (seher vaktinde) ve farz namazların arkasından yapılan duadır” cevabını verir.
- Cuma günleri icabet saatinde (ki, bu belli değildir), mübarek gecelerde, Ramazanda, seher vakitlerinde, namazların arkasından, mübarek mekanlarda, mübarek insanlarla beraber,
- Gıyaben dua edilmeli. Zira, mü’minin mü’min kardeşi için yaptığı duanın kabul edileceği, Efendimiz tarafından müjde verilmektedir.
- Dua ettikten sonra Allah’ın işine karışmamalı.
Dua ederken bir çocuk saflığı içinde dua etmeli. Yani ben ne istersem Allah verir düşüncesi içinde yalvarmalı.
Ey, varlığı canlarımızın canı, nuru gözlerimizin ziyası Yüce Varlık! Sen tenlerimize can vermeseydin, bizim çamurdan, balçıktan ne farkımız olurdu.! Sen gözlerimize ziya çalmasaydın, kainatları, eşyayı nasıl değerlendirebilir ve Sen’i nasıl bilebilirdik.! Sen bizi önce taştan topraktan, sonra da iman ve marifet bahşederek iki kez var ettin. Sana kainatın zerreleri adedince hamdü senada bulunsak yine de hakkıyla şükür vazifesini yerine getirmiş sayılamayız.. Ey her zaman güzellikler izhar edip çirkinlikleri örten ve en çirkin görünen şeyleri dahi izafi güzelliklerle bezeyen Güzeller Güzeli! Gönüllerimizi güzellik duygularıyla mamur kıl ve bize her zaman güzel kalmanın yollarını göster! Ey günahlarla kirlenmiş kimseleri hemen cezalandırmayan, haddini bilmezlerin ayıplarını görmezlikten gelerek onlara manevi kirlerinden arınma fırsatları veren Merhametliler Merhametlisi! Bizi günahlarla, hatalarla kirlenmekten koru; kirlendiğimizde de mağfiret ve merhametini bizden esirgeme!
Biz Senin var etmenle var olduk ve Senin lütuflarınla ayaktayız. Her zaman Senin cömertliğini soluklamakta ve Senin ihsanlarını yudumlamaktayız. Dimağlarımıza aydınlık veren Sen, gönüllerimizi iman zevkiyle mamur kılan da Sen’sin. Akıl Seni buluncaya kadar şaşkınlıklar içinde bocalayıp duruyor, nefis de bağilikler peşindeydi. Aklı rehber haline getiren Sen, nefsin arzularını frenleyip, ona itminan ufkunu gösteren de Sen’sin.. Senin lütuflarınla kendimizi bulduk ve şurada-burada zayi olup gitmekten kurtulduk. Gönüllerimiz Senin marifetinle itminana erip oturaklaştı.. düşüncelerimiz Sana teslim olmakla öldürücü hafakanlardan sıyrılabildi. Bizler hemen hepimiz,ellerimiz Senin kapının tokmağında boynu bükük dilencileriz.- Allah bu dilenciliği sonsuza kadar devam ettirsin.- Dualarımızla seni mırıldanıyor, içlerimizi çekiyor ve vereceğin cevabı bekliyoruz. Bugüne kadar Sen’de başka bizi duyan, yüzümüze bakan ve şefkatle başımızı okşayan olmadı. Ne bulduk, ne gördükse Sen’de bulduk, Sen’de gördük ve Sana inancımız sayesinde hayretten, dehşetten, gurbetten ve yalnızlıktan kurtulduk. Bütün benliğimizle son bir kere daha Sana yöneliyor, afv ve afiyet dileniyoruz. Kalp katılığından, gafletten, başkalarına bar olmaktan, aşağılıktan, aşağılanmaktan, miskinlikten; cehaletten ve faydasız bilgiden, ürpermeyen gönülden, doyma bilmeyen nefisten, kabul edilmeyen duadan; nimetlerinin zeval bulmasından, lütuflarının değişip başkalaşmasından; ansızın bastıran azabından, gelip çatan gazabından Sana sığınıyoruz. Senden her zaman, yalvaran diller, haşyetle ürperen gönüller istiyoruz. Tevbelerimizi kabul buyur, bizi günahlardan arındır, dua ve isteklerimize cevaplar lutfeyle!
Delil ve bürhanlarımızı hedefine yönlendir, kalplerimizin ufkunu aç, dilimizi doğruluğa bağla ve gönül kirlerimizi temizle! Allahım, Senden her işimizde sebat, Kur’an yolunda kararlılık ve nimetlerine karşıda duyarlılık hissi bekliyoruz. Kapına yönelenleri boş çevirme, itaatte bulunanlara bol bol karşılık ver, Sana baş kaldıranlara da doğru yolu göster.. muzdariplerin dualarını icabetle taclandır, sıkıntıda bulunanları lutfunla şad eyle, hasta ruhlara hususi muamelede bulun, küfür ve ilhad içinde bocalayanlara da nurunu göster; göster de kalmasın hiç bir yanda muzlim bir nokta..!
[değiştir] Dua Hakkında Ayetler :
“Rabbiniz buyurdu ki, siz bana dua edin, ben de duanızı kabul edeyim.” (Mü’min, 40/60)
“İçinizden yalvararak ve ürpererek, haddi aşmadan Rabbinize dua ediniz, hiç şüphesiz o haddi aşanları sevmez.” (A’raf, 7/55)
“Kullarım beni senden sorarlarsa de ki; ben onlara yakınım. Bana dua edenin duasını kabul ederim. Buna karşılık onlar da benim emirlerime uyup bana iman etsinler ki, doğru yola kavuşmuş olsunlar.” (Bakara, 2/186)
“Kendisine dua edince, çaresiz kalanın duasını kabul edip sıkıntıyı gideren ve sizleri yeryüzüne daha öncekilerin yerine geçiren kim?! Bunu yapan Allah ile beraber bir başkası mı? Ne kadar az düşünüyorsunuz!” (Neml, 27/62)
“De ki, duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki!” (Furkan, 25/77)
[değiştir] Hadisler:
“Dua ibadetin ta kendisidir.” (Ebû Dâvud, Tirmizi)
Aişe Validemiz der ki; “Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem özlü duaları sever, geriye kalanlara iltifat etmezdi.” (Ebû Dâvud)
Enes (ra) der ki, “Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in sık sık yaptığı dua Rabbenâ âtinâ.. duasıydı.”
“Kendiniz, çocuklarınız ve mallarınız hakkında, beddua etmeyiniz, çünkü Allah’ın her duayı kabul edeceği bir ana rastlayabilir.” (Müslim)
“Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır. Orada çok dua ediniz.” (Müslim)
“Herhangi birinizin duası, acele etmemek şartıyla kabul olunur.” Sahabe sorar: Ey Allah’ın Resulü, duada acele etmek nasıl olur? Efendimiz cevap verir: Aceleci kimse, “Rabbime dua ettim de kabul olunmadı” der ve dua etmekten vazgeçer.” (Buhari, Müslim)
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e sorarlar: Hangi dua kabul olunmaya dah layıktır? Efendimiz cevap verir: “Gecenin ikinci yarısı ile farz namazların arkasından yapılan dualar.” (Tirmizi)
“Yeryüzünde, günaha götürücü olmayıp, akrabalarla ilişkiyi kesmeye yönelik bulunmayan bir insanın Allah, hem isteğini kabul eder hem de o isteğine karşılık onu bir kötülükten kurtarır.” Kendisine “Biz Allah’tan çok isteriz” diyen sahabeye Allah Resulü şöyle cevap verir: “Allah’ın bağışlayıcılığı, sizin isteklerinizden daha çoktur.” (Tirmizi)
Mü’min kardeşine gıyaben dua etmek:
Ayetler:
Cenabı Hakk, buyuruyor: “Onlardan sonra gelenler, Ey Rabbimiz, bizi ve bizden önceki inanan kardeşlerimizi bağışla.” (Haşr, 59/10)
“Kendi günahların için ve mü’min erkek ve kadınlar için Allah’dan af dile.” ( Muhammed, 47/19)
“Ey Rabbimiz, hesaplaşma günü, benim ana-babamın ve bütün mü’minlerin günahlarını bağışla” (İbrahim, 14/41)
Hadisler:
“Mü’min kardeşi için, onun arkasından dua eden kimse için, bir melek “aynısı sana da olsun” der.” (Müslim)
“İnsanın müslüman kardeşi için, onun arkasından yaptığı dua kesin olarak kabul edilir. Mü’min kardeşi için dua yapanın yanıbaşında görevli bir melek bulunur: bu görevli melek “Amin, aynısı sana da olsun” der.” (Müslim)'
